Özel'den Erdoğan'a 'Fonzi Betül' yanıtı: "Erdoğan kameraların karşısına geçiyor, kürsüye elini koyuyor 'Haberim yokmuş gibi çekin bakalım' diyor. Borsa çökmüş, fonlar patlamış, nasıl haberiniz yok?"

15 izlenme 30 Eylül 2026
Reklamlar

YENİ Parti Lideri Özel, "Bir yanda 2 milyar 200 milyon lirayı gören AK Partiliyi 'nefsine uydu' deyip işin içinden ayıklayanlar; diğer yanda iş yerindeki arkadaşına 2.000 lira para gönderdi diye tutuklananlar" dedi.


YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’de “ikili hukuk sistemi” işletildiğini söyleyerek iktidara sert sözlerle yüklendi. Fon soruşturmasında milyarlarca liralık kazanç sağlayan bazı isimlerin korunduğunu öne süren Özel, buna karşılık sıradan yurttaşların İBB davasında küçük para transferleri nedeniyle aylarca cezaevinde tutulduğunu belirtti.

YENİ Parti Lideri Özgür Özel, partisinin genel merkezindeki çalışma programının açılışında konuşma yaptı. Özel, fon soruşturması üzerinden iktidara sert sözlerle yüklendi. 455 bin yatırımcının mağdur edildiğini belirten Özel, süreci “asrın soygunu” ve “devlet krizi” olarak niteledi.

BUTLANCILAR YÜZDE ÜÇE DÜŞMÜŞ

Özel, butlancılara sert sözlerle tepki gösterdi. Özel, "Yok eğer 'bu iktidar iktidarda dursun, ben Atatürk’ün partisinde muhalefetin başında durayım, yıllarca muhalefet olayım' derseniz, millet alır böyle yüzde üçe bırakır. Ondan sonra da Atatürk’ün partisinin adıyla iktidar olma umudunu gösterirsiniz." dedi.

“MİLLETİN BİRİKİMLERİ ÇALINDI”

Özel, yeni yasama yılına Türkiye’nin en büyük finansal krizlerinden birinin gölgesinde girildiğini söyledi. Krizin yalnızca ekonomik olmadığını belirten Özel, vatandaşların devlete emanet ettiği yatırımlarına “çöküldüğünü” öne sürdü.

Özel, 800 milyar liralık vurgun çarkının 455 bin küçük yatırımcının üzerine yıkıldığını savundu. Fon krizinde bazı isimlerin haksız kazanç sağladığını ileri süren Özel, “Para neredeyse hesap da oradadır” dedi.

ERDOĞAN'A ÇOK SERT TEPKİ

Özel, AKP'li Fatma Betül Sayan Kaya ve ailesinin fonlarla ilgili iddialarına da değindi. Kaya’nın eşiyle birlikte 163 milyon lira yatırdığını, fonlar batmadan önce 2 milyar 200 milyon lira çektiğini ileri sürdü.

Bu durumu “saadet zinciri” olarak niteleyen Özel, iktidarın sessiz kaldığını savundu. Cumhurbaşkanı ve AKP Lideri Erdoğan’ın açıklamalarına tepki gösteren Özel, şu ifadeyi kullandı:

"Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavaya nefsine uyan hapse girecek, 2 milyar 200 milyonu götüren 'nefsine uymuş' olacak!"

Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın süreçten haberdar olmadığı yönündeki iddialarına sert çıktı. “Haberiniz varsa doğrudan sorumlusunuz, haberiniz yoksa yönetme kabiliyetiniz kalmamış” diyen Özel, iktidarın kamuoyuna açıklama yapmak zorunda olduğunu söyledi.

Özel, “Fatma Betül Sayan Kaya elbette tek değildir” diyerek, fonlarla bağlantılı başka isimlerin de araştırılması gerektiğini belirtti. MASAK incelemeleri ve hesap hareketlerinin şeffaf biçimde ortaya konulması çağrısı yaptı.

ŞİMŞEK’E ÇAĞRI: RAHAT BIRAKMAYACAĞIZ

Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de seslendi. İddialara konu olan isimlerin hesap hareketleri, yakın çevreleri ve yurt dışı bağlantılarının araştırılması gerektiğini söyledi.

Özel, bu sürecin Meclis’te kurulacak bir komisyonla takip edilmesi gerektiğini belirterek, muhalefet olarak konunun peşini bırakmayacaklarını ifade etti.

“DEVLETTE TUZ KOKMUŞTUR”

Fon krizinin ekonomiye maliyetinin 90 milyar dolar olduğunu öne süren Özel, bunu 6 Şubat depremlerinin ekonomiye maliyetiyle karşılaştırdı.

Özel, “Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar” dedi.

İKİLİ HUKUK SİSTEMİ TEPKİSİ

Özel, fon skandalı ile birlikte İBB davasındaki tutuklamaları hatırlatarak AKP iktidarına şöyle yüklendi:

"Ayrıca, sıralı tam liste elinde olan Erdoğan'a söylüyoruz. Fatma Hanım'ı sakladınız, ortaya çıkınca 'Biz yanlışın arkasında durmayız' diyorsunuz. Parti sözcümüz Sayın Zeynel Emre bunu açıkladığı ana kadar siz yanlışın arkasında durdunuz. Bunu sakladınız. Şimdi milletimize sanki siz söylemişsiniz, siz ortaya çıkarmış, siz kınamış, siz uzaklaştırmışsınız gibi bir tutumun içinde kesinlikle olmayın. Türkiye'de ikili bir hukuk sistemi işletiliyor. Bir yanda 2 milyar 200 milyon lirayı gören AK Partiliyi 'nefsine uydu' deyip işin içinden ayıklayanlar; diğer yanda iş yerindeki arkadaşına 2.000 lira para gönderdi diye, birlikte yedikleri yemeğin payına düşen kısmını yolladı diye suç örgütü üyesi diye aylarca, aylarca hapiste tutup itirafçı olmaya zorlanan kadınlar var.

İBB soruşturmasında parkenin altından 2 milyon euro çıktı diyeceksin, valizlerle para taşındı diyeceksin, kasalardan para çıktı diyeceksin, sonra kasadan mühür çıktığı, parke videosunun yalan olduğu, valizlerde jammer olduğu ortaya çıkacak, 'Bizi de yanıltmışlar, biz gazeteci olarak duyduğumuzu yazdık' diyeceksin. Ve bu haberleri servis eden şimdiki Adalet Bakanlığı basın ilişkileri, o günkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı basın ilişkileri de bunları o günlerde alttan alta gizli gizli yayacak, sonra iddianameye yazamayacak.

Sayın Erdoğan, kantarın topuzu kaçmıştır. Bir de çıkıp orada burada laf ola beri gele konuşuyorsunuz. Hoşuma gitti. Dediniz ki, 'Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulmayacaklar.' Bu sözü söylediğiniz Gazze'de zulüm yapanlar için bütün vicdanımla paylaşıyorum. Ama şunu da tekrar ediyorum: Bu milletten oyu alıp, bu gariban milletin üç kuruşluk paralarını alanlar, soyanlar, yurt dışına kaçıranlar; günahsız insanlara sırf onlar partileri karşısında tehdittir diye iftira atanlar, tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar."

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çalışma programındaki konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Biz o binadan çıktığımızda yağmurun, dolunun altında nereden geldiklerini kimsenin bilemediği, evlerinden nasıl kendilerini dışarı attıklarını kendileri de bilmeyen on binlerce Ankaralı, Türkiye’de on milyonlarca yürek bizimle birlikte yürümeye, arkamızda durmaya ve bizi eskiyi geride bırakmaya, yeniye doğru adım atmaya, teslim olmamaya, direnmeye ve iktidar hedefinden şaşmamaya doğru yüreklendirdi. Ve arkamızda durarak bizi onurlandırdılar.

Biz Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık. O gün de o binadan Atatürk’ün mirasını alarak hep beraber çıktık.

BUTLANCILARIN OYU YÜZDE 3'E DÜŞMÜŞ

Dün 'arınma' deyip iktidarın kenarında barınma hevesinde olanların oldukça yetkili bir ismine anket soruyorlar. Üç çıkmış ankette, üç çıkmış. Diyor ki; 'anketlerdeki oy oranımıza şu anda bakmıyoruz. Biliyoruz ki seçim gelsin, millet Atatürk’ün partisine oy verecektir' diyor. Şu konu doğrudur; bu millet Atatürk’ün partisine oy vermek ister. Ama bu millet Atatürk’ün partisini baraj altında da bıraktı. Bu millet, Atatürk’ün partisiyle girdiğiniz 14 seçimde sizi birinci parti yapmadı.

Bu millet Atatürk’ün partisine oy vermeyi çok ister ama eğer Atatürk gibi cesursanız, onun ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya sarılıyorsanız, onunla, Cumhuriyet'in kurucu kadrolarıyla husumeti olanlarla mücadeleyi göze alıyorsanız, kimseyi geride bırakmıyorsanız ve tek hedefiniz Atatürk’ün partisini iktidar yapmaksa, millet elli yıl sonra arkanızda durur.

Yok eğer 'bu iktidar iktidarda dursun, ben Atatürk’ün partisinde muhalefetin başında durayım, yıllarca muhalefet olayım' derseniz, millet alır böyle yüzde üçe bırakır. Ondan sonra da Atatürk’ün partisinin adıyla iktidar olma umudunu gösterirsiniz.

Bizler Atatürk’ün partisini hep birlikte birinci parti yapmıştık. O gün de binadan Atatürk’ün mirasını hep beraber alarak çıktık. Şimdi o miras, yeni partinin kadrolarına ve milletimize emanettir.

"SOKAĞA ÇIKAMAYANLAR BİR YANA..."

Binadan çıktığımız gün milletimize sığındık. Haziran ve Temmuz’da 22 il gezerek milletimizi dinledik. Sokakta, meydanda, tarlada bana, size, hepimize 'Yeniyi kurun' dediler, kurduk. Adını 'Yeni' koydular, uyduk. Sizler de partimizin kurucuları oldunuz. Hem partinin kuruluş sürecinde hem de partiyi kurduktan sonra yaz boyunca büyük bir özveri ve fedakarlık gösterdiniz. Durduğunuz yer tarihin kayıtlarına geçmiştir. Partimizin Kurucular Kurulu, grubumuzun tüm milletvekillerine tarih önünde bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum.

Son aylarda sahada sadece YENİ Parti kadroları vardı. Sokağa çıkamayanlar bir yana, iktidar partisinin de sokakta, tarlada, meydanda, ortada olduğu yoktu. İktidar partisi sokağa çıkamazken sizler gittiniz; emeklinin, emekçinin, esnafın, çiftçinin elini sıktınız, derdini dinlediniz. 10 Eylül’den sonra ilk olarak 32 ilde, 20 Eylül - 30 Eylül arası 29 ilde, toplam 61 ilde milletvekillerimiz olarak sahadaydınız. Hızla önümüzdeki ay tamamlanacak programla 81 ilimizde çalışmalarımızı tamamlamış olacağız.

Geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı, torpil, kayırmacılık, adaletsizlik memleketin her köşesinde ayrı bir feryat gibi yükseliyor. İşte tam böyle bir dönemde yeni yasama yılına başlıyoruz. Milletimiz sizlerden, hepimizden, milletimizin beklentisi yeni partiden büyüktür. Her birimiz, bize duyulan güvenin sorumluluğuyla sokağın, çarşının, pazarın, esnafın, fabrikanın ve tarlanın sesi olmak durumundayız. Birazdan ekonomi, dış politika ve milli güvenlik alanlarında kapsamlı sunumları uzman arkadaşlarımızdan dinleyeceğiz. Bu konuda görüş alışverişinde bulunacağız. Ve daha sonra sizlerin yaz dönemi çalışmaları ve gelecek dönem çalışmalarımıza yönelik olarak da karşılıklı görüş alışverişleriyle birlikte önümüzdeki yasama yılına hep birlikte hazırlanacağız. Bu yasama yılının partimize, ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyor, her birinize önümüzdeki dönem çalışmalarınız için şimdiden başarılar diliyorum.

"800 MİLYARLIK VURGUN ÇARKI 455 BİN YATIRIMCIYA DEVRİLDİ"

Değerli grubumuz, değerli arkadaşlarım. Ne yazık ki yeni yasama yılına, tarihimizdeki en büyük finansal krizlerden birinin yakıcı ortamında başlıyoruz. Sadece finansal kriz demenin yeterli olmadığı bir devlet kriziyle karşı karşıyayız. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken, iktidar partisinin açtığı yolda, iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu yaşandı. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. Devlet kurumlarının güvencesindeki fonlar ve milletin birikimleri çalındı. 800 milyar liralık vurgun çarkı, üç beş kuruşunu enflasyon karşısında korumaya çalışan 455 bin küçük yatırımcının üzerine devrildi.

Fon krizi patlak verdiğinde, bu dolapları çevirenlerin, haksız kazanç elde edenlerin sıralı tam listesi AK Parti’nin elinde vardı. Ama pustular. Sustular, saklandılar, hiç konuşmadılar. Ne zaman ki biz, AK Partili eski bakan ve mevcut genel başkan yardımcısının adeta deveyi hamuduyla götürdüğünü ortaya çıkardık, o zaman birden konuşmaya başladılar.

Fatma Hanım eşiyle birlikte 163 milyon lira yatırmış, fonlar batmadan hemen önce 2 milyar 200 milyon lirayı kapıp kaçmış. Şöyle söyleyeyim; Fatma Hanım, doğrudan o şehirdeki emsal daire fiyatıyla ifade ediyorum, hemen buralarda Fatma Hanım'ın fona yatırdığı parayla 27 tane daire alabiliyorsunuz. Fatma Hanım'ın 5 ay sonra çektiği parayla 367 daire alabiliyorsunuz. Eşiyle birlikte kendisinin yatırdığı para 27 daire alırken, 5 ay sonra çektiği para 367 daire alabiliyor!

Bu isim, buzdağının sadece görünen yüzüdür. Kabinenin diğer üyeleri gibi, diğer üst düzey AK Partililer gibi becerikli olmadığı için, Fatma Hanım doğrudan kendi ve eşinin ismiyle işlem yapmıştır ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır. İşlemlerini çantacılara yaptıran maharetli isimlerden değildir. İşlemlerini Lüksemburg'daki off-shore hesapları üzerinden vekaletle yaptıran bakanlardan değildir. İşlemlerini Hollanda'dan, Akdeniz'deki çeşitli ada ülkelerindeki farklı bankacılık uygulamalarına tabi bankalardan yapanlardan değildir. Bu yüzden doğrudan ismi listede görünen birisidir.

Burada, piyasa gerçeklerine aykırı biçimde koyduğu parayla yüzde bin değer katıp kaçanlar bir saadet zinciri oluşturmuşlardır. Fon skandalından çıkan gerçek, AK Parti'nin saadet zinciri olduğudur. Kapıp kaçtıkları paralar havadan gelmemiştir; o paralar 455 bin mağdurun parasıdır. Para neredeyse hesap da oradadır.

Biz Adalet ve Kalkınma Partisi'nin gizlemeye çalıştığı gerçeği ortaya çıkarınca, birdenbire ahlak timsali kesilmeye kalktılar. İnanın bana, yüzsüzlüğün böylesini milletimiz görmedi. Milletimiz bu arsızlığa karşı ar edip parmağını ısırıyor. Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçmiş diyor ki; 'Kendileri aslında çok iyiymiş de, elinde büyüyen Fatma Hanım nefsine yenik düşmüş.' Nefsine uymuş da ne yapmış? Fazla değil, sadece milletin cebinden 367 daire parası çalmış! Fırından bir ekmek çalan hapse girecek, bir tepsi baklavaya nefsine uyan hapse girecek, 2 milyar 200 milyonu götüren 'nefsine uymuş' olacak! İşte AK Parti'nin kara düzeni, kendine adaleti budur.

ERDOĞAN'A 'FONZİ BETÜL SAYAN' YANITI

Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçiyor, kürsünün üstüne elini koyuyor ve 'Haberim yokmuş gibi çekin bakalım' diyor. Yahu, yanınızdakiler milleti soymuş, nasıl haberiniz yok? Borsa çökmüş, fonlar patlamış, nasıl haberiniz yok? Toplamda 4.5 trilyon liramız buhar olmuş, nasıl haberiniz yok? Siz ne iş yapıyorsunuz? Siz bostan korkuluğu musunuz? Haberiniz varsa doğrudan sorumlusunuz, haberiniz yoksa yönetme kabiliyetiniz kalmamış, derhal bu milletin yakasından düşünüz!

İşinize gelince 'bizden habersiz kuş uçmaz' diyeceksiniz, işinize gelmeyince 'vallahi haberim yok, Fatma Hanım nefsine uymuş' diyeceksiniz. Bunun kabul edilebilir tarafı yoktur. Şimdi kamuoyunun önünde şunu ifade etmek isterim: Fatma Betül Sayan Kaya elbette tek değildir. Bütün AK Partililer biliyor ki -bunu anlatmaya gerek yok ki- bu mağdurların çoğu da AK Parti seçmenidir. Ve bu fonu, Terra'yı, diğerlerini AK Parti'nin bilindik meşhur isimlerinden, saray bürokrasisinden, bakan isimlerinden bilirler. 'Onun parası oradaymış, bunun parası oradaymış' diye birbirlerini yüreklendirdiler.

Kimin ne para götürdüğü, MASAK'ın çeşitli takipleriyle... Bu dönem Maliye Bakanı'nın üzerinde böyle bir yükümlülük vardır ve tarih önünde, bakalım bu sınavdan Maliye Bakanı geçecek mi, kalacak mı, yoksa kaçacak mıdır? Ama göreceğimiz şudur: Yurtdışına çeşitli üçüncü kişiler üzerinden, daha önce isimlerini verdiğimiz... Soğuk cüzdanlarla para kaçıranlar... 'Soğuk cüzdan' lafını Türkiye ilk kimden duyduysa oraya bir baksın. Yurtdışında off-shore hesaplarına para koyanlar.

Offshore hesaplarına para koyanlar ve offshore hesapları üzerinden vekaletle işlem yapanların mutlaka ortaya çıkarılması, ortaya dökülmesi devlet sorumluluğudur. Ama burada Fatma Betül Sayan Kaya'ya bakarak ve cambaza bakarken 'acaba ipin üstünde başka cambaz var mı falan' diyerek sanki işin içinde tek sorumlu Fatma Betül Sayan Kaya'ymış, o da nefsine uymuş oyununa karşı şimdi milletimizi bu isimlere kulak kesilmeye, bu isimlere kulak kesilmeye davet ediyorum.

Bakın, paraları kim çoğalttı, onların yakalanıp ilan edilmesi devletin sorumluluğu. Bu konuda üzerimize düşen muhalefet olarak en ciddi takibi yapacağız. Çalışma grupları koyduk; yurt içinde, yurt dışında çalışacağız. Mecliste komisyon kurulursa orada mücadele edeceğiz. Tüm imkanları zorlayacağız ve bir şekilde bu milletin bu parasını çalanları ya ortaya çıkaracağız ya milletimizin seçimden sonra verdiği yetkiyle teker teker ortaya çıkaracağız.

Ancak Fatma Betül Sayan Kaya var, orada da nefsine uymuş, Tayyip Bey de üzgün... Öyle bir şey yok! 455 bin kişi, 2 milyon aileleriyle birlikte kişi ve dolaylı etkilenen neredeyse 5 milyon kişi. Size bu fon gerçeğini şöyle açıklamak isterim: Paranızı çoğaltıp da çalanlar değil de ona zemin hazırlayanlara bir bakın ki her birinin orada, fonda hesapları da var.

FON SKANDALINDAKİ İSİMLERİN GEÇMİŞİNİ AÇIKLADI

Emre Alkın, Terra'nın tutuklu yönetim kurulu üyesi. Kim bu? Bizzat Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Kurulu üyesi. Atamasının altında Erdoğan'ın imzası.
Kerem Alkin, Terra bağımsız yönetim kurulu üyesi. Türkiye'nin OECD Daimi Büyükelçiliğine Erdoğan tarafından atanmıştı. Varlık Fonu ve Halkbank'ın yönetimindedir.
Emre Tezmen, Terra Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı. Fatma Hanım'ın ve ailesinin yakın arkadaşı.
Erkan Kilimci, Terra'nın başkan vekili ve genel müdürü. Eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Atamasını Erdoğan yaptı, 200 liranın üzerinde imzası var.
Fecir Alptekin, Terra'nın yönetim kurulu üyesi. Cumhurbaşkanı Danışmanı. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları üyesi.
Abdülkadir Özkan, yönetim kurulu üyesi. Başbakanlık Başdanışmanı. Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığında basın müşaviri.
Erdin Özel, Terra Portföy Yönetim Kurulu Başkanı. AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı. Önce inkar ettiler, Anadolu Ajansı kayıtlarını silmeyi unuttular ve AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı olarak basın açıklamaları ortada.
Serdar Turhan, Pusula'nın tutuklu yönetim kurulu başkanı. Eski AK Parti Gençlik Kolları Başkanı.
Muhammet Yarıız, Pusula Portföy'de yönetici ve tutuklu. Eski AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Yönetim Kurulu üyesi.
Özdemir Ataseven, Özata Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı. AK Parti Tuzla İlçe Başkan Yardımcısı.
İskender Balcı, fonda yönetici. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in damadı.

ERDOĞAN'A SERT SÖZLER

Hepsi Erdoğan'ın ekibi! Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var: Recep Tayyip Erdoğan. Burnunun ucunu göremeyenden, bu işlerden haberi olmayandan Cumhurbaşkanı olmaz! Bu kumpas çetesini, bu kirli çeteyi, asrın soygununu yapanları teker teker atayandan Cumhurbaşkanı olmaz!

Bu işlerden haberim yok diyen Erdoğan, bir de sözüm ona millete güven vermeye çalışıyor. Şöyle söylüyor, 'Finansal sistemimizde bir risk mevzubahis değildir.' Şimdi herkesin iyi dinlemesini istiyorum: Borsadaki kayıp şu an 3,5 trilyon lira. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti 90 milyar dolar. 3 yıl önce 11 ilimizde deprem yaşadık.

"100 MİLYAR DOLAR EKONOMİYE MALİYETİ"

Erdoğan bunun adını asrın felaketi dedi. Ekonomiye maliyetini 100 milyar dolar olarak kendisi açıkladı. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar, asrın soygununun maliyeti 90 milyar dolar. Asrın soygununun ekonomiye etkisi deprem etkisidir. Kimse kimseyi kandırmayacak, kimse kimseyle alay etmeyecektir. Karşı karşıya olduğumuz asrın dolandırıcılığı, asrın soygunu, asrın finansal krizidir, düpedüz devlet krizidir. Devlette tuz kokmuştur. Maalesef bu milletin bütün umutları, bu milletin umutlarını çalmaya azmetmiş gözü dönmüş kadrolara emanet edilmiştir.

Şimdi bugün Fatma Betül Sayan Kaya'dan çok daha maharetli olan AK Partili fonzilerin bir yöntemini açıklayalım. Bunlar fonlarda, hisselerde yakalanmamak için kendileri işlem yapmıyorlar. Üçüncü kişilere işlem yaptırıyorlar. 17 Mart 2026 tarihinde, o zaman önceki partimizin genel başkanı olarak bir basın toplantısı yapmıştım. Erdoğan'ın 'turbun büyüğü' ifadelerine karşı, 'turbun küçüğü' hatırlatmasıyla bir basın toplantısı. Orada, memur maaşıyla edinilmesi akıl almaz bir serveti, tapularıyla, belgeleriyle açıklamıştım. Adalet Bakanlığına atanan, geçmişte İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan kişinin 16 tapusunu ID numaralarıyla vermiştim. Ertesi gün dördü üzerinde aktifi gösterdi, yakın iki ay içinde satılmış 12 tapuyu gizledi. ID numaralarını ilan ettim, bizi yalanlayın dedim. Örneğin Şehircilik Bakanının önündeki bilgisayara o ID numaralarını girince, o evin şu an ve bir önceki sahibi belli. Ne zaman satıldığı belli. Tek bir açıklama yok Murat Kurum'dan. Türkiye'nin dört bir yanındaki belediyelerden, vergi kaçakçılığı olmasın diye yollanan yazılarda, belediyelere yollanan yazılarda Murat Kurum bu 16 tapunun Adalet Bakanına ait olduğunu yazmış zaten, kayıtlarında var.

Ve Erdoğan Adalet Bakanına, 'Sen bu konuda konuşma, sus' dedi. Bana dava açtılar. Davanın birincisi görüldü. Dava açarken ne diyordu Adalet Bakanı? Şöyle söylüyordu, diyordu ki: 'Nasılsa mahkeme tapuları ister.' Avukatımız mahkemenin tapuları istemesini istedi. Kendisinin avukatı ayağa zıpladı. 'Karşıyız, bu bir tazminat davasıdır. Delile gerek yoktur. Müvekkilim söylenen bu sözlerle itibar kaybetmiştir, tazminat verin.' Neredeyse tazminata hükmedecekti. Avukatlarımızın itirazı, isyanıyla bir mahkeme ertelendi. Burada herkesin önünde söylüyorum. O 16 tapuyu mahkemeye istiyor benim avukatlarım, bakanlığa yazı yazılmasını istiyor benim avukatlarım, ilgili kurumlara yazı yazılmasını istiyor benim avukatlarım; Adalet Bakanının avukatları tapuları istemeyin diyor. Bu durumla karşı karşıyayız.

İşte o gün o toplantıda açıkladığım, o gün o toplantıda açıkladığım üç isim hiçbir açıklama yapmadılar. O tapular üzerinde işlem yapanlar, paraya döndüğünde o tapuları, o paraları alanlar, götürenler yapılmadı. Ama o günden bugüne bir şey yapıldı. O da nedir biliyor musunuz? Turbun küçüğü basın toplantısı, partimize polis girdikten ve butlan yönetimi yerine oturduktan birkaç gün sonra partinin arşiv hesaplarından çıkarıldı ve silindi. Elbette her yerde var. Ancak butlan yönetiminin, benim geçmişte yaptığım ve bizim geçmişte yaptığımız, parti sözcülerimizin geçmişte yaptığı bütün basın toplantıları dururken, sadece ve sadece turbun küçüğü basın toplantısını parti kayıtlarından çıkarmıştır. Bu da bugünkü Adalet Bakanıyla, bugünkü butlancılar arasındaki ilişkiyi ve ilk iş olarak, ilk iş olarak masanın tozunu silmeden basın toplantısını silenlerin nereden talimatlı, kimle ilişkili olduğunu göstermektedir.

Şimdi de fondaki 200 milyon dolarlık işlemler birtakım çantacılar tarafından yapılmıştır. Görev Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e aittir. Ve hem bu isimlerin hem daha fazlasının bütün işlemleri, hesap hareketleri, yakınları, geçmişleri, bugünleri, yarınlarının izlenmesi; yurt dışındaki offshore hesaplarının peşine yurt dışındaki ülkelerle işbirliği anlaşmaları nezdinde mutlaka harekete geçilmesi gereklidir. Bu konuda Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i asla ve asla rahat bırakmayacağımızı kendisi bilmelidir.

Ayrıca, sıralı tam liste elinde olan Erdoğan'a söylüyoruz. Fatma Hanım'ı sakladınız, ortaya çıkınca 'Biz yanlışın arkasında durmayız' diyorsunuz. Parti sözcümüz Sayın Zeynel Emre bunu açıkladığı ana kadar siz yanlışın arkasında durdunuz. Bunu sakladınız. Şimdi milletimize sanki siz söylemişsiniz, siz ortaya çıkarmış, siz kınamış, siz uzaklaştırmışsınız gibi bir tutumun içinde kesinlikle olmayın. Türkiye'de ikili bir hukuk sistemi işletiliyor. Bir yanda 2 milyar 200 milyon lirayı gören AK Partiliyi 'nefsine uydu' deyip işin içinden ayıklayanlar; diğer yanda iş yerindeki arkadaşına 2.000 lira para gönderdi diye, birlikte yedikleri yemeğin payına düşen kısmını yolladı diye suç örgütü üyesi diye aylarca, aylarca hapiste tutup itirafçı olmaya zorlanan kadınlar var.

İBB soruşturmasında parkenin altından 2 milyon euro çıktı diyeceksin, valizlerle para taşındı diyeceksin, kasalardan para çıktı diyeceksin, sonra kasadan mühür çıktığı, parke videosunun yalan olduğu, valizlerde jammer olduğu ortaya çıkacak, 'Bizi de yanıltmışlar, biz gazeteci olarak duyduğumuzu yazdık' diyeceksin. Ve bu haberleri servis eden şimdiki Adalet Bakanlığı basın ilişkileri, o günkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı basın ilişkileri de bunları o günlerde alttan alta gizli gizli yayacak, sonra iddianameye yazamayacak.

Sayın Erdoğan, kantarın topuzu kaçmıştır. Bir de çıkıp orada burada laf ola beri gele konuşuyorsunuz. Hoşuma gitti. Dediniz ki, 'Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulmayacaklar.' Bu sözü söylediğiniz Gazze'de zulüm yapanlar için bütün vicdanımla paylaşıyorum. Ama şunu da tekrar ediyorum: Bu milletten oyu alıp, bu gariban milletin üç kuruşluk paralarını alanlar, soyanlar, yurt dışına kaçıranlar; günahsız insanlara sırf onlar partileri karşısında tehdittir diye iftira atanlar, tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.

Değerli arkadaşlar, bu kadar skandal durduk yere ortaya dökülmüyor. Milletin bunlardan haberdar olması için birileri çalışıyor, gayret ediyor. Ama bu işin üstüne gidenler de saldırıya uğruyor.

Sayın Ahmet Şık ve Sayın Sera Kadıgil tespitlerini kamuoyuyla paylaştılar ve milletvekili olarak bu bakana, bu konuyla ilgili çeşitli sorular sordular. Onlara yanıt vermek yerine, Adalet Bakanlığı'nın güdümündeki trol hesaplar ve butlancılar, ahlaksızca bu iki isme hem de kendilerinin özel yaşamlarına yönelik ipe sapa gelmez saldırılar yaptılar. Maksat konuşmasınlar, hesap sormasınlar.

Dikkat edin, Adalet Bakanlığı eleştiriliyor. Adalet Bakanlığı'nın geçmişte uyuşturucu soruşturmasında adı olan, sonra ifadeden adı çıkarılan, sonra yakında tutulan, Ankara'ya bakanlığa getirilen ve şimdi bütün gazeteci arkadaşlarım dün akşamdan da biliyorlar, gayriresmi yoldan 'basın bültenleri alın böyle yazın' haberi diye yapılan servislerle bu tip iftiralar atılıyor.

Dün Zonguldak milletvekilimiz Deniz Yavuzyılmaz; en başından beri yolsuzlukların üzerine giden Genel Başkan Yardımcımız, milletvekilimiz. O kadar korkak ve kirliler ki, onunla baş edemeyeceğini gördükleri için, hiçbir şeyle ilgisi olmayan değerli eşi kardeşimize yağmadan soruşturma başlatmışlar. Akıl almaz, akıl almaz. Yağma soruşturması. Nedir bu diyorsunuz? Saatler sonra ortaya çıktı ki, aylar önce, yıllar önce çalışmış bir danışmanın bir şikayet dilekçesini Deniz Yavuzyılmaz'a bir şey diyemeyecekleri için eşi üzerinden yorumlayarak, eşini mahkemeye çağırma, tutuklama tehdidiyle karşılaşıyor.

Öyle bir noktadayız ki, bizlerle baş edemeyenlerin eşlere, çocuklara, anneye, babaya, kardeşe saldırdıkları bir korkaklığın içindeyiz. Birkaç aydır haysiyet cellatlıkları durmuştu. Neden? Bu tip konular yoktu. Dün Adalet Bakanlığı bu konuda... Bakın, fon meselesinin üstüne giden kim varsa onun hakkında bir uyuşturucu dosyası, 23 sayfa ifade vermiş, içinde Özgür Özel'in ö'sü yok, bu kadar, bu kadar basın metni yapmış, uyuşturucu dosyasında Özgür Özel'in adı geçiyor, kişinin telefonundan Özgür Özel'le fotoğrafları çıktı diye.

Öyle bir noktadayız ki, buradan açık açık söylüyorum, açık açık. Aileyle uğraşan, eşle, kardeşle, dostla, çolukla, çocukla uğraşan korkaklara söylüyorum: Cürmünüz kadar yer yakarsınız! Sizden korkan sizden beter olsun!

Bu kara düzende yaşadıklarımız ilk değil, son da olmayacak. 17-25 Aralık'ta yolsuzluğa batan bakanlar kurtarılacak. Kendi bakanlığına dezenfektan satan bakanlar korunacak. 16 tapusu, akıl almaz serveti ortaya çıkan başsavcı, bakanlığa terfi edecek. Şimdi de milleti dolandıranlara sessiz kalınacak. Yahu 2.2 milyar lirayı çaldığını kabul edip hazineye iade ediyor. İşte ispat, işte kanıt, işte belge. Beyefendi Devlet Denetleme Kurulu'nu görevlendirmiş. O kurulun başkanı Borsa İstanbul'un başkan vekili. O mu adaleti sağlayacak? Meclis'te sözde komisyon kurulacak, Fatma Hanım'ın saz arkadaşları komisyonda çoğunluk olacak, kurdu kuzuya emanet edip oradan adalet çıkaracaksınız. Milletin bunlara karnı yok. İki kelimeyle millet işi özetliyor: Suçüstü yakalandınız!


Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2018'deki sistem değişikliğiyle kurduğu kara düzeninde kimse güvende değildir. Değerli vatandaşlarımız; okullarda evlatlarınız, madenlerde, fabrikalarda, otellerde canınız, bankada paranız güvende değildir. Çorlu tren katliamı bu kara düzenin işidir. İliç'te işçilerin toprağın altında kalması bu kara düzende olmuştur. Yenidoğan çetesi bu kara düzende evlatlarımızın, sabilerin canına kastetmiştir. Okullardaki cinayetler bu kara düzendedir. Kartalkaya'daki canlar bu kara düzende yanmıştır. 6 Şubat'ta imar aflarıyla yasal hale getirilen denetimsiz binalarla insanlarımız bu kara düzende enkaz altında kalmış, can vermiştir. Dilovası'nda kaçak fabrikadaki işçiler bu kara düzende ölmüşlerdir.

Milletin seçtikleri bu kara düzende hapistedir. Kayyumlar, yasaklar, baskılar bu kara düzenin esasıdır. Tweet atanlar, gazeteciler, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, avukatlar bu kara düzende tutuklanmaktadır. Sosyal medya hesapları kapanmaktadır. Bu kara düzende bir emekli yoksulluktan canına kıymış, bu kara düzende son bir haftada beş polisimiz canına kıymıştır. Şimdi fon vurgunuyla 2 milyon insanın birikimleri çalınmıştır.

Milletimize sesleniyoruz: Senin yakının tren katliamında can vermemiş olabilir. Senin evladın, torunun yenidoğan çetesinin eline düşmemiş olabilir. Veya senin bir sevdiğin o otelde ya da o fabrikada yanarak can vermemiş olabilir. Ya da son vurgunda senin paran çalınmamış olabilir. Ama bu yaşananların her birinde bizden birilerinin, senin bir bildiğinin, bir komşunun, bir yakınının ya da tanımazsan da bu vatanın bir evladının, bir ailesinin canı yanmaktadır. Bu yaşananların her birinde birilerinin canı yanmaktadır. Bu düzen böyle devam ederse senin de canın yanacaktır. Sıranın sana gelmesini bekleme. Acıyı çekenler de bunları hak etmedi, sen de hak etmiyorsun. Kimse bu kara düzenden tek başına kurtulamaz. O yüzden söylüyoruz: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

Değerli yol arkadaşlarım, Türkiye'nin yeni ve temiz bir sayfaya, yeni ve tertemiz bir başlangıca ihtiyacı var. Biz bu eskimiş, çürümüş kara düzeni değiştirmek için yola çıktık. Partimizi milletimizle birlikte kurduk, milletimizle birlikte yürüyoruz, büyüyoruz. Biz koltuk sahibi olmaya değil, milletin sorunlarını çözmeye talibiz. Tüm mağdurların hakkını vermeye, hakkı yenenlerin hakkını teslim etmeye talibiz. Bu iktidar üzerinde milletin ahı vardır. Mağdur edilen, yoksul bırakılan, adaletsizliğe uğrayan milyonların ahı bu iktidarın üzerindedir. Haksız yere hapiste tutulanların ahı bu iktidarın üzerindedir.

Biz milletin yüzünü güldürmeye, sarsılmaz adaleti sağlamaya, Türkiye'yi ayağa kaldırmaya geliyoruz. Safımız milletle birdir. Milletimizin kaderi bizim kaderimizdir. Millet de bizimle beraberdir. Kimsenin şüphesi olmasın ki, biz o sandığa varacağız, o seçimi alacağız, bu iktidarı değiştireceğiz!

Kaynak: Halk TV

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Kolundaki lüks saatle gündem olmuştu: AKP'li Yenişehirlioğlu için emekli maaşına zam istemek siyasi şovmuş! Artvin Borçkalılar Tebliğ Cemaati’ni şehirden kovdu 'Burada şeriat propagandası yaptırmayacağız !' OHAL bir kez daha uzatılacak! SGK'dan milyonlarca emekliye kötü haber: Yeni promosyon anlaşması yapılmayacak