Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de aralarında bulunduğu 41 sanığın yargılandığı davanın ikinci duruşması dört gün sürdü ve tamamlandı. Mahkeme heyeti ara kararında bazı sanıklar hakkında tahliye ve tutukluluk halinin devamı yönünde kararlar verirken, bazı kişilerle ilgili rüşvet suçlamalarının değerlendirilmesi için savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. Duruşma 7 Temmuz’a ertelendi.
Savunma yapan Böcek, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediğini belirterek, dosyadaki müşteki, şüpheli, sanık ve tanık ifadelerini ayrıntılı şekilde incelediğini söyledi. İfadelerde kendisine doğrudan tehdit ya da zorlama yönünde bir beyan bulunmadığını, birçok kişinin ise süreç içinde adını sonradan anmaya başladığını belirtti.
İlk beyanlarda adının geçmediğini, sonradan yapılan suçlamaların ise tutukluluk ya da baskı endişesiyle ortaya atıldığını öne sürdü ve iddiaların çelişkili olduğunu savundu.
Savunmasında ayrıca mal varlığına ilişkin eleştirilere de değinen Böcek, uzun yıllardır düzenli mal beyanı verdiğini, tüm varlığının ailesi üzerinden değerlendirildiğini ve kendisine yönelik iddiaların itibar zedeleyici olduğunu dile getirdi. Sürecin siyasi bir nitelik taşıdığını düşündüğünü de savundu.
Böcek konuşmasının devamında kişisel ve aile hayatının hedef alındığını belirterek şunları konuştu:
"Duruşmaların başladığı günden bugüne kadar şahsıma yöneltilen suçlamalara yönelik olarak müşteki, şüpheli, sanık ve tanık tüm ifadeleri dikkatlice dinledim. Önceki ifadeleri de dikkatlice okudum. Bu suçlamalarda hiçbir müşteki, doğrudan benim tarafıma kendilerine dönük bir tehdit, zorlama, gibi bir beyanda bulunmamışlar. Hatta bu düşüncelerin çoğunluğu ne iddia ettikleri anda ne de sonrasında benimle herhangi bir görüşme yapmadıklarını açıkça ortaya koymuştur. Müştekiler, ilk ifadelerinde benim adımı dahi anmamışken sonrasında ya tutuklanınca çıkmak için ya da tutuklanma korkusuyla olmayacak şekilde hakkımda isnatta bulunmuşlardır. Gerek bu tutumları gerek kendilerine yöneltilen sorulara verdikleri cevaplarla kendi kendileriyle belirsiz bir hale düştüler. Özetle iddianamede şahsıma yönlendirilen suçların oluşmadığı gün gibi ortaya çıktığı kanaatindeyim"
Sağlık durumuna da değinen Böcek, cezaevi koşullarının mevcut hastalıklarını zorlaştırdığını, kullandığı ilaç sayısının arttığını ve özellikle uyku apnesi nedeniyle zorlandığını söyledi. Delil karartma ihtimali bulunmadığını savunarak tahliyesini talep etti.
Konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
"18 Nisan 1999’dan bu güne kadar eksiksiz mal beyanı verdim. Tüm mal varlığım babam Mustafa Böcek adına, 107 dönüm kalan yerlerdir. Mal beyanımda yazılanlar beni üzmüştür. Antalyalılar benim hayırsever olduğumu bilir. Kaynağı belirsiz, fahiş bir artış olmuşçasına itibar suikastına uğruyorum. Davamız siyasidir. Günlerdir Antalya kamuoyunda gizlilik kararı olmasına rağmen, masumiyet karinesi olmasına rağmen o gün sonrası benim avukatlarımda olmayan bilgi, gizlilik kararına rağmen 23 kalemşorun yapmış olduğu karalama, her türlü alçaklığı yaptılar. Onlarla ilgili davam da devam edecek. Hatta ben devletime, milletime, adliyemize güvendiğim için hiç tereddüt etmeden cep telefonumun şifresini vermiştim. Bunu zaten Sayın Bakanımıza da yazacağım, 86 milyonun bakanı olacağımızı söyledi Akın Gürlek. Ondan da rica edeceğim. İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var ve özel hayatı var. Bunlarla ilgili de çok üzgünüm. Kızgınım ve kırgınım aynı zamanda. Bu nasıl oluyor? Sayın Bakanımıza da söyleyeceğim. Ondan da rica edeceğim. Böyle bir şey olabilir mi? İnsanın ailesi var, çocukları var, torunu var. Özel hayatı var."
Son olarak Böcek, sağlık raporuna ve cezaevi koşullarına dikkat çekerek tahliyesini bir kez daha talep etti:
"Alınan heyet raporunda kronik olarak kabul edilen hastalıklarım yazıldı ancak sonuç kısmı beni çok üzdü. Türkiye'de en ağır kovidini geçirdim. 32 yıldır işimi yapıyorum. Daha bir kere rapor almadım. Bizi herkes bilir, Allah büyük. Ben iyiysem neden cezaevine girdiğimde kullandığım ilaç sayısı 12'yken bugün 22’ye çıktı. 16 ilaç kronik hastalığıma bağlıdır. Diğer vahim hastalığım ise uyku apnesidir. Uyku apnesi için kullanmam gereken ekipmanlar cezaevinin havasız koşuluna uygun değildir.Gelinen aşama itibarıyla 10 aydır tutuklu oluşum, sanık, müşteki, tanık ifadeleri tamamlanmış, bu suretle delil karatma gibi bir olasılıktan söz edilemez. Tahliyemi talep ediyorum. Belediyemi hiçbir zaman kamu zararına uğratmadım. Adalet mülkün temelidir, Sayın Mahkeme Başkanı ve heyet bunu gösterdi."
Merkez Bankası’nın enflasyon tahmininde büyük artış31 izlenme
Sağlık Bakanı Koca kritik tabloyu paylaştı: 19.351 yeni vaka tespit edildi, 13.163 kişi sağlığına kavuşurken, 232 kişi hayatını kaybetti!41 izlenme
Zehra Kınık davasında Adli Tıp raporu: "Asli kusurlu"20 izlenme
Yüz yüze eğitim başlamadan yüzde 100 zam yaptı, öğrenciler isyan etti!53 izlenme
Şubat ayı işsizlik rakamları açıklandı26 izlenme
Seçim kaybedilince AKP’li troller birbirine girdi!36 izlenme
AKP’li başkana tepki! "Sen buradaki insanlara ‘s….r’ diyemezsin"49 izlenme
Ödemeden geçenler dikkat: Otoyol geçiş cezalarında yeni dönem30 izlenme
Büyük skandal! NTV'nin Anıtkabir'deki 10 Kasım canlı yayını zorla sonlandırıldı!
Bir AKP milletvekiline daha deprem konutu çıktı! Açıklama yapıp kendini savundu
Mersin’de orman yangını çıktı!
Sedat Peker'den 10 bin dolar açıklaması: Metin Külünk'e verdiği paraları açıkladı!