İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkında yürüttüğü soruşturmada seçilen suç maddeleri tartışma konusu oldu.
İmamoğlu’na yöneltilen suçlamaların özellikle “örgütlü suç” kapsamında ele alınması, avukatlar tarafından “izin prosedürünü baypas etme” girişimi olarak yorumlandı.
İmamoğlu’nun avukatları, dosyada kullanılan suç tiplerinin tesadüf olmadığını, aksine bilinçli bir tercihle belirlendiğini belirtiyor. Özellikle örgütlü suç maddesinin tercih edilmesinin, 4483 sayılı Kanun’un kamu görevlileri için öngördüğü “soruşturma izni” mekanizmasını devre dışı bırakma amacı taşıdığını savunuyorlar. Avukatlar, bu argümanı mahkeme süreci ilerledikçe ayrıntılı biçimde ortaya koyacaklarını vurguluyor.
Avukatlara göre, “örgütlü suç” nitelendirmesinin bir diğer sonucu da yetki sorunu. Normal koşullarda belediye başkanlarına yönelik soruşturmaların belediyenin bulunduğu ilde yürütülmesi gerekirken, örgütlü suç dosyaları tek merkezde toplanabiliyor. Bu sayede yalnızca İmamoğlu değil, örneğin Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar hakkında yürütülen soruşturma da İstanbul’da görülebiliyor; Büyükçekmece dosyası da ilçede değil, Çağlayan Adliyesi’ne taşınabiliyor. Bu durum, savunmaya göre, tüm CHP’li belediyelere dair dosyaların tek bir merkezde, tek elden kontrol edilmesinin önünü açıyor.
İktidara yakın kimi isimler de son günlerde dosyada “örgütlü suç” başlığının kullanılmasının bu yönünü dile getirmeye başladı. Bu görüşlerdeki “suçun asıl niteliği belediye başkanlığı görevinden kaynaklanan fiiller olsa da örgüt nitelendirmesiyle izin prosedürünün aşılmaya çalışıldığı” yönündeki değerlendirmeler dikkat çekti.
Mevzuata göre, belediye başkanlarının görevleri sebebiyle işlediği iddia edilen suçlarda savcılık doğrudan soruşturma açamıyor; önce İçişleri Bakanlığı veya valilikten soruşturma izni alınması gerekiyor. Ancak rüşvet, zimmet, irtikap ve ihaleye fesat gibi bazı suçlar, 3628 sayılı Kanun kapsamında olduğundan izin prosedürü dışında bırakılmış durumda.
Avukatlara göre, TCK 257’deki “görevi kötüye kullanma” gibi 3628 kapsamına girmeyen görev suçlarında izin şartı devam ediyor. Danıştay ve Yargıtay içtihatları da suçun hukukî vasfı değiştirilse dahi görevden doğan fiillerde izin şartının korunması gerektiğini vurguluyor. Hukukçular, bu çizgide örgüt nitelemesinin tek başına izin prosedürünü kaldırmayacağını ifade ediyor.
Marmara'da peş peşe depremler: İstanbul’da gözler bu ilçelerde31 izlenme
Bahçeli’den İYİ Parti’ye ittifak çağrısı! “Çağırdık dönmediniz, yerel iktidarda komşu olalım”41 izlenme
Vatandaştan sokak röportajında İslam Tv muhabirine tepki! "Tekbir değil, tedbir, tedbir..."74 izlenme
İstanbul’da bir ailenin yaşam maliyeti 46 bin TL41 izlenme
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevine atanan Derya Yanık'ın FETÖ paylaşımları ortaya çıktı!142 izlenme
Cem Küçük sıradaki İBB operasyonunu duyurdu: "Onun dışındakilere operasyon beklemiyorum"32 izlenme
Üç üniversitede yemek ücretlerine peşe peşe zam geldi44 izlenme
Özgür Özel'den İBB'ye kayyum iddialarına sert yanıt: "Cesaret edemezler"22 izlenme
'Kısa Çalışma Ödeneği' yılan hikayesine döndü: Devlet ödedim diyor vatandaş ödemeyi alamıyor!
Savcı ısrarlı! Üçüncü kez 'hapis' ve 'siyasi yasak' istedi
İmamoğlu eylemlerine katılan Hacettepelilere uzaklaştırma cezası: 20 metrelik pankartla yanıt verdiler
Cemil Tugay: "İzmir'e asla ihanet etmem"