Madrid, son dönemde Washington ve Brüksel hattında esen sert rüzgarlara karşı kendi bağımsız rotasını çiziyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile yaptığı görüşmede İspanya'yı "berbat davranmakla" suçlaması ve ticari ilişkileri kesme tehdidi, Sanchez hükümetinin geri adım atmasına yetmedi. Aksine Sanchez, İspanya’daki Rota ve Moron üslerinin İran’a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyerek, "geçmişteki hataları tekrar etmeme" kararlılığını tüm dünyaya ilan etti. Sanchez bu duruşuyla, İspanya'nın askeri tesislerini sadece ikili anlaşmalar değil, Birleşmiş Milletler Şartı çerçevesinde işleteceğinin altını çizdi.
Ortadoğu’da tırmanan gerilimde tarafsız kalmak yerine "hukuktan taraf" olmayı seçen Sanchez, İran’a yönelik tek taraflı askeri operasyonları reddederek Avrupa korosundan ayrıldı. Dışişleri Bakanı Albares’in "İspanyol egemenliğindeki üsler BM Şartı’na aykırı amaçlar için kullanılamaz" çıkışı, İspanya’nın stratejik özerkliğini koruma hamlesi olarak kayıtlara geçti. Son olarak Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile görüşerek Beyrut’a tam destek veren Sanchez, "Az önce Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile Beyrut’ta ve ülkenin geri kalanında yaşanan ciddi durum hakkında görüştüm. Lübnan halkı, yerinden edilen binlerce kişiye yönelik tam desteğimiz ve insani yardımımız konusunda bize güvenebilir. Artık gerilim tırmanmasın. Daha fazla yıkım olmasın. Savaşa hayır." açıklamasıyla bölgesel yıkıma karşı insani yardım ve diyalog çağrısını yineledi.

İspanya'nın bu "aykırı" duruşunun bir somut yansıması da Gazze politikasında görülmüştü. Filistin’i resmen tanıyan ve Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım davasına müdahil olan Madrid, İsrail ile askeri ticareti tamamen durdurarak Avrupa’da bir ilke imza atmış, Netanyahu hükümetinin sivil halka yönelik eylemlerini "soykırım niteliğinde bir felaket" olarak tanımlarken, Trump’ın Filistin yönetimini dışlayan "Barış Kurulu" davetini de uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle reddetmişti.
Sanchez’in dış politikadaki bu direnci, içerideki insancıl göç reformlarıyla tamamlanıyor. Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ dalgaya ve Trump’ın "Make America Great Again" retoriğine inat, 500 binden fazla düzensiz göçmene yasal statü sağlayan İspanya, "kapalı ve yoksul toplumlar" yerine "açık ve müreffeh toplumlar" vizyonunu savunuyor. İspanya, hem sınırlarında hem de diplomatik masalarda sergilediği bu tutumla, sadece bir AB müttefiki değil, aynı zamanda küresel krizlerde Avrupa’nın "vicdan pusulası" olma iddiasını güçlendiriyor.
Suriyeli Afgan derken onlar da Türkiye’ye gelmeye başladı42 izlenme
Bakanlıklar sıkı harcadı tulumbada su kalmadı36 izlenme
Kaymakamlardan muhtarlara 'Seçim Baskısı' iddiası40 izlenme
AKP'li başkandan 7 milyonluk makam aracına küfürlü savunma17 izlenme
16 gündür hiçbir iz yok! Narin'in köyünde aramalar sil baştan yapılacak55 izlenme
İBB’nin ihale cinliği!75 izlenme
THY'de ‘huzur hakkı’ ödemesine yüzde 190 zam!48 izlenme
AKP'li adaydan AKP'li belediyeye usulsüzlük suçlaması44 izlenme
Üniversitede askıda yemek dönemi
Ece Gürel'in kaybolmadan bir gün önce yaptığı son paylaşım dikkat çekti
Kim bu Almanyalı Osmanlılar? "Metin Külünk'ü Almanya dinliyor, Sedat Peker'in söyledikleri Alman istihbaratı ile örtüşüyor"
Ekrem İmamoğlu’ndan Erdoğan’a siz daha fazla yorulmayın!