Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2025 yılının son gününde yayımladığı 89 seri numaralı Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ile emlak vergisi değerlerindeki artışa dair yeni kuralları ilan etti. 2025 yılında takdir komisyonlarının belirlediği rakamlar önce iktidar medyası tarafından fahiş diye sunulmuş ve kamuoyunda tepki oluşturulmuştu.
Yine aynı medya bu vergilerin belediyelerce belirlendiğini yazıp, CHP'li belediyeleri hedef almıştı. Ancak belediyelerin bu vergiyi düzenleme ya da belirleme yetkisi bulunmuyor sadece bu verginin ödemesini alabiliyor. Kamuoyunda oluşturulan algı sonrası gelen tepkiler üzerine iktidar hemen yasal düzenleme yapmıştı. Bu düzenlemeyi de kamuoyuna "mülk sahiplerini koruyan bir sınır" olarak lanse edilmişti.
Ancak vergi hukukçusu Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, bu düzenlemenin arka planındaki çarpıcı gerçekleri ve mülkiyet hakkını zedeleyen unsurları kaleme aldı.
Emlak Vergisi Kanunu’na göre, taşınmaz değerleri her dört yılda bir takdir komisyonlarınca belirleniyor ve aradaki üç yıl boyunca Yeniden Değerleme Oranı’nın (YDO) yarısı kadar artırılıyordu. Ancak 7566 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle artık artışlar YDO’nun yarısı değil, tamamı üzerinden hesaplanacak. Prof. Dr. Yavaşlar’ın hesaplamalarına göre, sadece bu değişiklik bile vergi yükünü enflasyonun çok üzerine çıkarıyor.
Örneğin; 2022 yılında 100 TL olan bir arsa metrekare birim değerinin, eski sistemde (YDO’nun yarısı uygulanarak) 2025 yılı sonunda ulaştığı seviye şu şekilde:
100×(1+2YDO2023)×(1+2YDO2024)×(1+2YDO2025)=177,70 TL
Aynı değer enflasyona (tam YDO) göre artsaydı 286,21 TL olacaktı. Ancak yeni getirilen "iki kat" sınırı, vergi değerini bu rakamların da üzerine taşıyor.

Kanun metninde yer alan "2025 yılına ait vergi değerlerinin iki kat fazlasını geçemez" ifadesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından "üç kat" olarak yorumlandı. Bakanlık, "iki kat fazlası" ibaresini mevcut değerin üzerine iki kat daha eklenmesi (1+2=3) şeklinde uygulayacağını duyurdu.
Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, Dünya Gazetesi'ndeki yazısında bu durumu sert bir dille eleştirerek şu örneği verdi:
"Aman manava gidip şaka yollu 'sabah aldığım bir kilo portakalın iki kat fazlasını geçmesin' diye bir laf etmeyin; Bakanlığı örnek alan manav elinize üç kiloluk portakal poşetini tutuşturabilir."
Bakanlığın bu zorlama yorumuyla, 2025’te 177,70 TL olan bir birim değer 2026’da 533,10 TL’ye çıkabiliyor. Bu da vergi yükünün enflasyonun tam %86 üzerinde belirlenmesi anlamına geliyor.

Taşınmazın değerinde; imar değişikliği, altyapı hizmeti gibi gerçek bir artış yaşanmadığı sürece, sadece enflasyonun üzerinde yapılan her türlü vergi artışının dayanaksız olduğunu vurgulayan Yavaşlar, bu durumun mali güçle orantılı vergilendirme ilkesine ve Anayasa'ya aykırı olduğunu belirtti. İdarenin tebliğ yoluyla kanun metnine müdahale edemeyeceğini hatırlatan hukukçular, bu düzenlemenin mülkiyet hakkını sınırlandırdığına dikkat çekiyor.
Açlık sınırı asgari ücretin üstüne çıktı!21 izlenme
Lüks yat sahipleri ÖTV’siz motorin için Türkiye’de!115 izlenme
İsrail, Türk vatandaşlarını da alıkoydu10 izlenme
Seçim kuyruğundaki İrlandalı gurbetçilerden şaşırtan anket: Oy oranlarında büyük fark!40 izlenme
Aynı sigara grubuna Temmuz'da ikinci zam!17 izlenme
Çaykur’un yaptığı zam sonrası Tarım Kredi marketlerindeki zamlı çay fiyatları ortaya çıktı36 izlenme
39 milyon vatandaş kredi borcuyla boğuşuyor24 izlenme
Faiz kararını duyunca elindeki çay bardağını düşüren Özgür Demirtaş tek bir şey söyledi74 izlenme
Vücudunda iki erkeğe ait DNA tespit edilen Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş: "Katiller yakalanana kadar mücadele edeceğim"
İmamoğlu, Yaşanan sel sırasında nerede olduğunu açıkladı
Dudak uçuklattı! İşte AKP'nin 2020 yılında vakıflara aktardığı toplam bütçe!
Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşı, Lozan antlaşması ilk kez gün yüzüne çıktı!