Cumhuriyetin 100. yılında gerçekleştirenler törenler gündeme damga vurdu. Kimileri bu törenlerden ve günün anlam ve ehemmiyetinden rahatsızlık duydu, kimileri ise bağıra çağıra, göğsünü gere gere Cumhuriyetimizin kuruluşunu kutladı.
Bazıları Atatürk’ün portrelerine, büstlerine tahammül edemeyip alçakça hareketlerde ve eylemlerde bulundu. Ancak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tüm Atatürk düşmanlarına ve ‘Keşke Yunan kazansaydı’ diyenlere tokat gibi törenlerle ülkenin her yerinde büyük coşkuyla kutlandı.
Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Tekin, söz konusu törenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın donanmayı selamladığı yere dikkat çekti.
Erdoğan, dün Türk donanmasını “Vahdeddin Köşkü”nden selamladı.

Tekin, Erdoğan’ın bu selamlamasını bugünkü “Cumhuriyetin 100. yıldönümünde aramızdaki iç savaş!” başlıklı yazısında eleştirdi.
Yazıyı okuyanlar “Gerçekten Donanmayı selamlayacak başka yer mi bulamadınız!” diye sormaktan kendini alamadı.
Arslan Tekin, Erdoğan'ın Türk Donanmasını neden burada selamladığını açıkladı.
İşte Arslan Tekin’in bugünkü yazısı…
Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılına girdik. Ah Osmanlı vah Osmanlı diyenden geçilmiyor.
Düşünebiliyor muşsunuz, Recep Tayyip Erdoğan, tartışılacağını bile bile Türk donanmasını “Vahdeddin Köşkü”nden selâmlamak istedi. Tevil götürmez gerçek: Öncelik Osmanlı’dır ve öncelik Vahîdettin’dir.
Mustafa Kemal Atatürk’ü hiçleştirmek isteyenler, onu Millî Mücadele’yi başlatan lider değil; bir isyankâr görürler. Onlara göre; Osmanlı’nın yıkılışının yolunu açmıştır. Sanırlar ki, tam tamına “şeriat” vardı, tam tamına “halifelik” vardı, M. Kemal çıktı, şeriatı da halifeliği de yok etti. Osmanlı’nın ihtişamını yerlerde süründürdü!
Vahidettin, M. Kemal’i Anadolu’ya Millî Mücadele’yi başlat diye göndermemiştir. Okumalarımdan çıkardığım netice; Vahîdettin’in Millî Mücadele’ye kavrayacak kapasitede olmadığıdır. Elbette Sevr Antlaşması’yla Osmanlı diye bir devletin kalmayacağını idrak edebilmiş, derinden yaralanmıştır: ama, “Ne yapabiliriz ki” deyip koltuğunda oturmuştur.
Bu örneği Hüseyin Rauf Orbay anlatmıştır. Hüseyin Rauf İstanbul’da Meclisi Mebusan’dayken, İngilizler yakalayıp Malta'ya sürmeden kısa bir süre önce Dolmabahçe Sarayı'nda Vahîdeddin'le görüşür. Hüseyin Rauf, Vahîdeddin’in, pencere önünde İstanbul Boğazı'nda sıralı işgalci düşman gemilerini göstererek “Ne yapabiliriz ki...” dediğini nakleder.
M. Kemal’le sonra bozuşacak olan Hüseyin Rauf Orbay Yakın Tarihimiz’de çıkan hatıralarında görüşmelerini ayrıntı anlatır.
(M. Kemal’in, Nutuk’ta, Rauf Orbay çok ağır sözlerle yerdiği notunu da düşeyim.)
Vahîdettin 1923'te Mekke'de bir beyanname yayınlıyor. Tartışmalı görülse de bu beyannamenin Vahîdettin’in olduğu tespit edilmiştir. O beyannamede de Mustafa Kemal’i ağır bir dille itham ediyor:
“Mesele Yunan meselesi halini aldıktan sonra harpte mağlûp olmamak şartıyla mukavemete ben de tarafdar idim ve nitekim bu his ile kuvayı milliyyeye mütemayil birtakım kabineleri de mevkii iktidara getirdim. Şu kadar var ki, o devrelerde Mustafa Kemal devleti metbuasına (tâbi olduğu devlete) itaat dairesinden huruc etmiş (çıkmış, baş kaldırmış) ve Anadolu’da birçok aksakallı müftilere varıncaya kadar asıp kesmek gibi mezalimiyle vazifei milliyye hududunu tecavüz ederek milletin başına tahammül olunmaz bir belâ kesilmiş idi.”
Sonra şu ifadeyi kullanıyor: “Mustafa Kemal’i Anadolu’ya gönderen ve bilâhare devleti metbuasını tanımadığı cihetle tenkili (bastırılması) için kuvveyi askeriyye sevkine lüzum gösteren kabinelere mümaşaatımda (uymamda)...” (Tayfun Çavuşoğlu, “Vahidettin’in beyannamesi. Mustafa Kemal’i Anadolu’ya kim gönderdi? (www.turkishnews.com, 30 Kasım 2022)
Osmanlı hasreti çekenler, önce, M. Kemal’in neyi niçin yaptığını, neyi niçin yapmadığını anlayabilmek için, Rönesans’tan başlayarak, Aydınlanma dönemlerini, bu dönemlerin Osmanlı sahasına yansımalarını araştırsınlar.
Kısaca; M. Kemal ve inkılâpları gökten zuhur etmemiştir!
“Vahdettin Köşkü”, Turgut Özal zamanında da onarılmak istenmişti. Adı Vahîdettin olunca, Ak Parti iktidarı hemen sahiplendi ve gerekli tadilatı yaptırdı.
Vahîdettin’in cariyesine hediye ettiği köşkte Vahîdettin’i yaşatmak, kendilerince Osmanlı bizim kalbimizin en mutena köşesinde yer tutmuştur, demek istiyorlar. Bunun başka izahı yok. Çünkü İstanbul’da cumhurbaşkanlığının kullandığı, kullanabileceği o kadar çok yapı var ki...
Adı konmamış bir derin iç savışın içindeyiz.
Yeniçağ
Lina Nazlı cinayetinde kan donduran ifadeler ortaya çıktı!121 izlenme
İngiltere Başbakanı Boris Johnson, 50'ye yakın hükümet yetkilisinin istifasının ardından istifa etti.49 izlenme
CHP'den çok kritik göç uyarısı "6.5 milyon Afgan kapımıza gelecek!"46 izlenme
AKP, Haziran sıcağında kömür dağıtımına başladı!173 izlenme
İsrail Batı Şeria’da gazetecilere saldırdı! Askerin skandal sözleri dünyayı ayağa kaldırdı34 izlenme
Enerji krizinde son durum: Türkiye, gaz almak için görüşmelere başladı54 izlenme
Yaklaşık 1500 Birleşik Metal-İş üyesi işçi yeni yıla grev çadırlarında direnerek giriyor!31 izlenme
Vakıflardan sonra derneklere de kıyak!210 izlenme
Temmuz ayında emekli maaşı yüzde 40 artacak şekilde bir program üzerinde çalışıyoruz
Enflasyon rakamları AKP'li ismi endişelendirdi! Partisini sandığı işaret ederek uyardı
Çin, BRICS grubunun genişletilmesi isteğinde bulundu
Ezan Türkçe okunuyormuş ! Bizim neden haberimiz yok ?