Hazine borçlandıkça faiz yükü de artıyor, bu yükü çevirmek için yeni borçlar alınıyor. Açıklanan son programa göre Hazine, eylülkasım aylarında toplam 614.2 milyar TL iç borç servisine karşılık, 823.2 milyar TL’lik iç borçlanma planlıyor. Bileşik faizler ise son ihalelerde yüzde 40’larda seyrediyor. Sarmal da böyle büyüyor.
Yedi ayda bütçeden faiz ödemelerine 1 trilyon 246 milyar lira harcandı. Vergi gelirleri bu dönemde 5.7 trilyon lira olurken vatandaşın ödediği her 100 liranın yaklaşık yüzde 22’si faizi ödemelerine gitti. Bu yükün vatandaşa yansıması da kaçınılmaz oldu. Elektrik, doğalgaz ve akaryakıt üzerindeki vergiler, otoyol ve köprü geçişlerindeki artışlar, yeni harç ve ek MTV gibi kalemler aslında Hazine’nin yüksek borçlanma maliyetini çevirebilmek için devreye alınıyor.
TEK HANEDEN ÇİFT HANEYE
Hazine’nin iç borçlanma faizleri son 20 yılda kısa bir süre hariç iki haneli rakamlarda ve inişli çıkışlı bir seyir izledi. Biraz daha geçmişte Türkiye üç rakamlı haneleri de gördü. Örneğin 1994 yılında yıllık bileşik miktar ağırlıklı borçlanma maliyeti yüzde 158 olarak kayıtlara geçti.
Bu tarihten sonra uygulanan politikalarla 2000’lerin başında yüzde 40’lara gerileyen faizler IMF programı, sıkı mali disiplin ve Merkez Bankası bağımsızlığının sağladığı güvenle birlikte hızla düşüşe geçti. 2010’ların başında tek haneli borçlanma faizi dönemi başladı. 2010 yılının aralık ayında yıllık kümülatif bileşik faiz yüzde 8.48, aylık ortalama bileşik faiz yüzde 8 oldu.
Ancak bu tablo uzun sürmedi. Küresel likidite bolluğunun azalması, içeride ise siyasi müdahalelerin artmasıyla faizler yeniden çift hanelere tırmandı. Özellikle 2018’de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş, ardından “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” yaklaşımıyla faiz indirimlerinin zorla yapılması, borçlanma maliyetlerini hızla artırdı. 2018 sonunda yüzde 18 olan borçlanma faizleri 2021’de politika faizi düşerken enflasyonun yükselmesi ve CDS primlerinin rekor kırmasıyla yüzde 20’lere yükseldi. 2023’te yeniden “rasyonel politikalara dönüş” söylemiyle sıkı para politikasına dönülse de yılın ikinci yarısından itibaren yükseliş hızlandı ve faizler yüzde 40’ları geçti.
Türkiye’de borçlanmanın ortalama vadesi ve maliyeti hep dalgalı bir seyir izledi. Merkez Bankası analizlerine göre 19852002 arasında iç borçlanmanın ortalama vadesi 9.5 ay, borçlanma maliyetleri ise yaklaşık yüzde 89.5 oldu. Özellikle 1994, 1997 ve 2001 krizlerinde kamu açıklarının artması ve enflasyonun yüksek seyretmesinin yarattığı faiz ve kur risklerindeki artış, kaynakların vade yapısının kısaltırken, borçlanma maliyetini yükseltti.
Nefes
Erdoğan "Zekat verilse İslam aleminde fakir kalmaz. Bir yanda lüks içinde yaşayanlar bir yanda kıtlık için yaşamaya çalışanlar var"302 izlenme
Dehşet anları ortaya çıktı! ABD'nin Philadelphia kentinden Meksika'ya hasta taşıyan ambulans uçak yere çakıldı35 izlenme
İYİ Parti’de bir istifa daha! Hem görevinden hem partisinden ayrıldı39 izlenme
Batman’daki İsrail protestosunda Starbucks şubesine saldırdılar41 izlenme
Türkiye'nin dört bir yanı delik deşik! Bu yağma nasıl biter?196 izlenme
"Atatürk'ün Meclisinde kimse İsmet Paşa'ya 'Führer' diyemez"83 izlenme
Son anket çalışması yapıldı! AK Parti'den oy koparan parti sonuçlara damgasını vurdu44 izlenme
Ensar Vakfı'na aktarılan 8 milyon dolara aracılık yapan Kızılay'a büyük şok!59 izlenme